30.11.2019
Türkiye’de her yıl yaklaşık 13 bin kişiye mide kanseri tanısı konuyor
Bültene ait görseller
Bültene ait dosyalar

Türkiye'de her yıl yaklaşık 13 bin kişiye mide kanseri tanısı konuyor
 
Mide Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle mide kanseri bilincinin önemine dikkat çeken Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Tarık Salman, erken tanının tedavi sürecine olumlu katkı verdiğinin altını çizdi.
 
Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişiye mide kanseri tanısı konurken ortalama 750 bin kişi de mide kanserine bağlı olarak yaşamlarını yitiriyor. Dünyada görülme sıklığıyla tüm kanser türleri arasında beşinci, kansere bağlı ölümlerdeyse akciğer ve kolon kanserlerinin ardından üçüncü sırada yer alan mide kanseri, erkeklerde kadınlara kıyasla iki kat fazla oranda rastlanıyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 13 bin kişiye mide kanseri tanısı konurken, Doğu Anadolu ve Orta Anadolu'da diğer bölgelere kıyasla daha sık görülüyor.
 
Yüksek oranda tuz içeren gıdalara dikkat
Mide Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle görüşlerini paylaşan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Tarık Salman, mide kanseri gelişiminde çevresel faktörlerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Besinlerin bozulmasını önlemek için kullanılan sodyum nitrat, sodyum nitrit gibi maddelerin yanı sıra fazla tuz tüketimi, turşu, salamura, tuzlama et ve sebze gibi yüksek oranda tuz içeren gıdalar, Dünya Sağlık Örgütü tarafından birinci grup kanserojen sayılan işlenmiş et ürünleri ve mangalda fazla pişirilmiş gıdalar mide kanseri için risk oluşturan gıda, yöntem ve alışkanlıklar arasındadır.”  
 
Mide kanserinde aile öyküsünün dikkatli sorgulanması önemli
Ailesel yatkınlığın mide kanseri hastalarında yüzde 1-3 oranında kaydedildiğini hatırlatan Doç. Dr. Tarık Salman, “Mide kanseri söz konusu olduğunda aile öyküsünün dikkatli sorgulanması çok önemlidir. Genetik olarak bazı genlerde bozulma olması, diğer kanser tipleriyle birlikte mide kanseri gelişimi için risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. Mide ortamında yaşamını sürdüren bir bakteri olan helikobakter pilorinin varlığında mide kanseri gelişimi daha sık yaşanıyor. Doç. Dr. Tarık Salman, bu bakterinin mide ülseri gelişmesindeki rolünün anlaşılması ve bu yöndeki tedavilerin etkinleşmesi sonucunda son yıllarda mide kanseri sıklığında tüm dünyada azalma görüldüğünün altını çizdi. Gastroözefajial reflü, pernisiyöz anemi, geçirilmiş mide cerrahisi öyküsü ve Ebstein Barr virüs varlığı gibi faktörlerin de mide kanseri riski yarattığını hatırlatan Salman, “Kişisel ve çevresel nedenler tek başına mide kanserinin nedeni değildir. Bunların birlikte yarattığı hasar mide kanserine yol açmaktadır. Midede helikobakter pilori saptandığı takdirde tedavisinin yapılması, kişinin diyet ve yaşam tarzı değişikliği, yüksek C vitamini içeren taze meyve-sebze ve lifli besinlerin tüketiminin artırılması mide kanserinden korunmada önemlidir” diye konuştu.   
 
Mide kanseri hakkında bilinçli olmak çok önemli
Mide kanserinin belirli bir evreye kadar belirti vermemesi nedeniyle sinsi bir hastalık olarak sınıflandırılabileceğini söyleyen Doç. Dr. Tarık Salman “Hazımsızlık, midede yanma hissi, karın ya da mide bölgesinde ağrı, az miktarda yemekle bile ortaya çıkan şişkinlik hissi, yutma güçlüğü ve açıklanamayan kilo kaybı mide kanserinin en sık rastlanan belirtileridir” ifadelerini kullandı. Mide kanseri tanısının sıklıkla endoskopik inceleme, bazı durumlardaysa cerrahi süreç sonrası konduğunu söyleyen Doç Dr. Tarık Salman mide kanseri bilincinin önemine ilişkin şunları söyledi: “Mide kanserinin yüksek sıklıkla görüldüğü bazı ülkelerde tarama programları bulunuyor. Ülkemizdeyse mide kanseri için bir tarama programı bulunmuyor. Dolayısıyla kişinin öncelikle mide kanseri hakkında bilinçli olması çok önemli.” 
 
Erken evre tanı ile olumlu sonuçlar alınıyor
Mide kanserinde tedavinin başarısının hastalığın evresi ile yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Salman, “Maalesef mide kanseri hastalarının sadece yüzde 10-20 oranında erken evrede tanı alınıyor. Günümüzde erken evre mide kanserlerinde sadece endoskopik işlemler ile bile yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir. Cerrahi tedavi ise sadece erken evrede tanı konulan hastalarda etkin olup kanser cerrahisinde deneyimli olan merkezlerde yapıldığında istenilen başarılı sonuçlar elde edilebilir. Radyoterapi (ışın tedavisi) belli bir hasta grubunda tedaviye dahil edilmektedir. İleri evre hastalarda yakın bir zamana kadar sadece kemoterapi ile tedavi imkânı varken, geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ile artık daha uzun süreli ve kaliteli bir yaşam mümkün” diye konuştu.
 
Lilly İlaç Medikal Direktörü Dr. Levent Alev, Mide Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında şu görüşleri paylaştı: “Mide kanseri tedavisinde erken evrede tanı çok büyük önem taşıyor. Lilly olarak 140 yılı aşkın süredir mide kanseri de dahil olmak üzere onkoloji ve pek çok terapötik alanda yenilikçi tedavi seçenekleri geliştirmek için çalışıyoruz.”
 
İlgili Kişi:
Eray Çoşan
Bordo PR
0 533 927 23 97
erayc@bordopr.com
 
Lilly İlaç hakkında
Tüm dünyadaki insanların yaşamlarını iyileştiren ilaçlar yaratmak için, insana verilen değeri keşif ile birleştirmek amacıyla 1876 yılında ABD'de kurulmuş olan Lilly, 140 yılı aşkın süredir devam eden güçlü bir mirasa sahiptir. Dünya çapında yaklaşık 33.000 çalışanı olan Lilly'nin, 8 ülkede üretim tesisi bulunmakta ve ürünleri 120 ülkede pazarlanmaktadır. Araştırma ve geliştirme alanında 7800'den fazla çalışanı ve 8 ülkede Ar-Ge merkezi bulunan Lilly, 55'ten fazla ülkede klinik araştırmalar yürütmektedir. Lilly, Türkiye'deki faaliyetlerine 1950'lerde, ürünlerinin bir Türk şirketi ortaklığında üretilip dağıtılmasıyla başlamış, 1993 yılında bu çalışmalarını Lilly İlaç Ticaret Ltd. Şti. çatısı altında toplamıştır. O tarihten bu yana Lilly, Türkiye'de, diyabet, endokrinoloji, osteoporoz, merkezi sinir sistemi hastalıkları, onkoloji, psoriasis ve erkek sağlığı alanlarında çeşitli ürünlerini Türk tıbbının kullanımına sunmaktadır.www.lilly.com.trwww.facebook.com/LillyTurkiye